Covid 19 sonrası normalleşme döneminde dudak damak yarığı ameliyatları

Covid 19 sonrası normalleşme döneminde dudak damak yarığı ameliyatları ne olacak?

 

Salgının ilk başladığı günlerde Dudak damak yarıkları Derneğimizden yaptığımız bir açıklama ile bu ameliyatların hepsinin şimdilik durdurulduğunu açıklamıştık. 

 

Geçtiğimiz 2 ay içerisinde önceliğimiz Covid 19 tedavisi idi ve bu amaçla hekimler olarak değişik görevlerde yer aldık. Elektif hasta bakmayıp, ameliyat yapmayarak bu mücadeleye bütün meslektaşlarımız destek oldu. 

 

Şu anda izlenen yol ve tedavilerin başarısı ile hastalığın azalmakta olduğunun bilinci ve Cumhurbaşkanlığımızın ve Sağlık Bakanlığımızın normalleşme sürecini açıklamasından sonra biz de bu konu ile yakından ilgilenen cerrahlar olarak normalleşme sürecinde bu grup hastalarımıza nasıl yardımcı olabileceğimizi kendi aramızda görüştük. 

 

Sağlık Bakanlığı normalleşme sürecinde acil olmayan normal poliklinik hastalarının görülmesine ve elektif ameliyatların yapılmasına 1 Haziran tarihinden itibaren izin vermişti. Ancak bunun da tamamen eskisi gibi olamayacağı, bu sürenin uzayacağı ve aklımızda bir Covid 19 gerçeği ile çalışma programlarımızı oluşturmamız gerektiğinin farkında olmalıyız. 

 

Ülkemizde her bölgenin, her ilin salgın açısından durumu farklıdır. Bazı illerde tamamen bittiğini, bazılarında çok azaldığını biliyoruz. Doğal olarak bu illerde elektif ameliyatların önlemler alınarak daha erken başlayabileceğini öngörebiliriz. Covid 19 hasta sayıları azalan illerimizde de bazı hastanelerde Covid 19 hastası kalmadı veya çok azaldı. Dolayısıyla tüm personel kendi görev alanlarına dönmeye başladılar, önümüzdeki günlerde belki bu hastanelerde de elektif ameliyatlar başlayabilecektir. 

 

Dünyada ve yurdumuzda Covid 19 salgınından etkilenen çocuk hastaların da olduğunu bilmekteyiz. Covid 19, çocuk ve bebeklerde daha farklı seyrediyor, çocukların çoğu asemptomatik seyrediyor, hastalık belirtileri atipik, ateş daha az görülüyor, bulantı-kusma, diyare, karın ağrısı gibi GİS semptomları şeklinde olabiliyor. Dolayısıyla hastalık belirtisiz bir şekilde varken onu agreve etmemiz veya kendimize bulaşması mümkün. Bunlar için ayrıca dikkat etmeliyiz.

 

Bu süreçte ameliyatların önceliğini belirlemek adına 4 kategoriden oluşan bir öncelik sıralaması yapılmıştır.

 1. Kategori acil cerrahiler, 

 2. Kategori ivedi cerrahiler,

 3. Kategori gerekli girişimler, 

 4.Kategori ise ilerleyici sorun olmayan bekleyebilecek girişimler.

 

Hastalarımızdan ağır Pierre Robin gibi yenidoğan döneminde ileri derecede mandibuler hipoplazisi olan ve solunum sıkıntısı nedeniyle ekstübe edilemeyen hastalara distraksiyon uygulaması ve nadir olgularda trakeostomi gibi girişimleri 2. kategoride kabul etmiş ve ivedi tedavilerini gerçekleştirmiştik. 

 

Poliklinik muayenelerinde hastaların hastane içine çok kalabalık şekilde aynı anda girmesini önlenmelidir ve hastaların muayene araları uzun olmalıdır. Aynı anda fazla sayıda hasta ve hasta sahibi poliklinik içinde veya önünde birikmemelidir.  Her hastadan sonra odanın havalanması sağlanmalı, kendi maske, giysi ve her hasta için tek kullanımlık eldivenleri kullanarak korunmaya çalışılmalıdır.  

 

Dudak damak yarığı ve kraniyomaksiller anomaliler ve deformitelere sahip bireylerde yapılacak ameliyatların hepsi klavikula üzerinde kalan bölgededir. Ameliyatlarımız oral ve nazal bölgeyi içeren ameliyatlar, virüsün yerleşim yeri de burası olduğu için ameliyatlarda risk artmaktadır. Bu ameliyatlar aeresol oluşumuna sebep olan ameliyatlardır. Ameliyatlarda aspiratör, koter kullanmanın yanısıra, hem hastaya hem cerrahi ekip olarak birbirine 1 metreden daha yakın olarak çalışmaktadır ki damlacık yoluyla bulaşan bu enfeksiyon için sakıncalıdır.

 

Bu bölgedeki ameliyatlar her açıdan daha dikkatli davranılması ve özel ekipman kullanılmasını gerektiren, bazılarının ameliyat sonrası yoğun bakımda yatmasını gerektiren işlemlerdir. Ameliyat öncesi hastalara PCR testi yapılması istense de, bunun güvenilirliği %100 olmadığı gibi her hastanede ve her hastaya yapılıp yapılamayacağı da belli değildir. Antikor testi ve düşük doz BT veya akciğer grafisi için de durum aynı şekildedir. Bu durumda hasta ve ailelerine durumu iyice anlatıp bilgilendirdikten sonra uygun gördüğümüz ameliyatlar için onam almaktan başka bir seçenek olmadığı görülmektedir.. 

 

Aslında Covid 19 kalmayan illerdeki hastanelerde yapılacak ameliyatlarda belki hiç ilave teste gerek olmayabilir, halen Covid 19 yoğunluğu devam eden hastane ve şehirlerde farklı davranmak gerekebilir. Çalışılan hastanenin yoğun bakım varlığı ve N95-FFP2 maske, siperlik benzeri kişisel koruyucu ekipmanların artan hasta sayısına yetişecek miktarda bulunup bulunmadığı  gibi olanakları da iyi değerlendirilmelidir. 

 

Cerrahiye başlayabilecek konumda olanlar için belki şu anda dudak yarıkları ile başlangıcın daha doğru olacağı, önümüzdeki zaman dilimlerinde damak yarığı, kemik greftleri ve farengeal alandaki ameliyatların yapılabileceğinde hemfikir olduk. 

 

Damak yarıklarından izole ve çenesi de küçük olan yani solunum sıkıntısı çekebilecek ve bu yüzden yoğun bakım gerektirebilecek hastalar ile sendromik ve ek anomalileri olup da yoğun bakım gerekecek hastaları da biraz daha süreç netleşene kadar beklemek doğru olacaktır. Kraniyofasiyal cerrahilerin ise ameliyat sonrası yoğun bakım gerektirme ihtimalinin yüksek olması ve ameliyat sırasında gerekebilecek kan ve kan ürünü rezervleri açısından da şu an uygun bir durumda olmadığımızın bilinci ile biraz daha gecikebileceğini düşünmekteyiz. Benzer şekilde elektif yapacağımız maksilla-mandibuler cerrahilerimizin ve yarık burnu cerrahilerinin daha ilerideki zamanda yapılabileceğine karar verildi. 

 

Özellikle damak yarığı hastalarımızı normal şartlar altında ve erken ameliyat etmek için uğraşmamızın en önemli nedeni konuşmalarının daha iyi olması içindir ve buna emek harcamaktayız. Dudak yarıkları ve diğer müdahalelerimiz için de tabii ki ideal zamanlamalarımız vardı. Ancak bunların hiçbiri hastalarımıza “önce zarar verme” ilkemizden öncelikli değil. Önce yaşam diyoruz.

 

LookUs & Online Makale